Orhan Kemal ve Nâzım Hikmet Yaşıyor, Yaşayacak!
5/6/2008 · Kategori: Siir Yazilari
05/06/2008
Dünyanın dört bir yanında Nâzım anıldı
Türkçe’nin büyük şairi Nâzım Hikmet, dünyanın dört bir yanında düzenlenen etkinliklerle anıldı. 3 Haziran 1963’te hayata gözlerini kapayan şairin hâlâ şiirleriyle yaşadığı vurgulandı.
Türkçe’nin büyük şairi Nâzım Hikmet, dünyanın dört bir yanında düzenlenen etkinliklerle anıldı. 3 Haziran 1963’te hayata gözlerini kapayan şairin hâlâ şiirleriyle yaşadığı vurgulandı.
Nâzım Hikmet için ölümünün 45’inci yıl dönümünde ilk düzenlenen törenlerden biri, Moskova’da mezarı başında yapıldı. Rus-Türk Araştırmalar Merkezinin düzenlediği törene gazeteci Nebil Özgentürk, sanatçı Zeliha Berksoy ve Türk-Rus İşadamları Derneği (RTİB) Başkanı Ali İhsan Akıskalıoğlu ile Moskova’da yaşayan Türk vatandaşları katıldı.
Berksoy’un Nâzım’ın mezarı başında bir şiir okumasının ardından, Özgentürk ve Akıskalıoğlu, birer konuşma yaptılar. Türkiye’den anma törenine gelen iki genç, Anadolu’dan getirdikleri toprağı Nâzım’ın mezarına serptiler ve toprağı yine Türkiye’den getirdikleri bir şişe suyla suladılar.
İstanbul Barosu Kültür ve Sanat Komisyonunca düzenlenen etkinlik ise, Orhan Apaydın Konferans Salonu’nda yapıldı. Program, şairin kendi sesiyle okuduğu şiirleri ile çeşitli sanatçılar tarafından bestelenen şarkılarının slayt gösterisi eşliğinde seslendirilmesiyle başladı. Etkinlikte, Simurg Tiyatro Topluluğu ve ilköğretim öğrencilerinin oluşturduğu grup şairin şiirlerini seslendirdi.
Baro Kültür ve Sanat Komisyonu Başkanı Ömer Yasa, Nâzım Hikmet’i ölümünün yıl dönümünde saygıyla andıklarını belirtti. Şair ve yazar Sennur Sezer, Nâzım Hikmet’in “işçi sınıfının yenilmez çocuğu” olduğunu belirterek, “Nâzım doğmasaydı insan yanımız eksik kalacaktı. Hepimiz onunla umudumuzu koruyoruz” dedi.
Etkinliğe sanatçılar Halil Ergün, Ali Taygun, Bilgesu Erenus, Ayşe Emel Mesci, Nevzat Çelik ve vatandaşlar katıldı.
Yasaklamaya karşı gece
3 Haziran akşamı, İstanbul Kadıköy Barış Manço Kültür Merkezi’nde ‘Bizden ya-saklanan Nâzım’ adlı bir etkinlik gerçekleştirildi. Bugüne dek Nâzım Hikmet’in pek bilinmeyen şiirlerinden ve eserlerinden örnekler verilen gecede usta şaire ait bestelenmiş eserlere de yer verildi. Sezai Sarıoğlu, Aynur Uluç, Seyhan Karakaş, Berna Anıl, Mehmet Tekirdağ, Nevzat Karakış ve Mahir Karayazı’nın yer aldığı gecede Nâzım Hikmet’in hayatına dair pek çok anekdota da yer verildi. Gecede Nâzım Hikmet’ten şiirler okuyan Sezai Sarıoğlu, Nâzım Hikmet’i sizlere unutturmaya çalışanlara karşı böyle bir gece düzenlediklerini ifade etti.
Manisa’da, Yeni Kuşak Köy Enstitülüleri Derneği Manisa Şubesi Nâzım Hikmet’i andı. Manisa Birlik Barış Alanı Öncü Tiyatro’da yapılan etkinlik, Yeni Kuşak Köy Enstitülüleri Derneği genel Başkanı Kemal Kocabaş ve Manisa Şube Başkanı Gülabi Özcan’ın Yaptıkları konuşmanın ardından, şairin “Yaşamaya Dair” adlı şiirinin okunmasıyla başlandı. Asım Gönen, Refik Uğur ve Ferhat İşlek Kuvâyi Milliye Destanını seslendirdiler, İrfan Ünal yazar ve şairlere sazı ile eşlik etti.
Eskişehir’in Seyitgazi ilçesine bağlı Doğançayır beldesinde her yıl düzenli olarak yapılan ve artık gelenekselleşen “Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Etkinlikleri”nin bu yıl sekizincisi yapılıyor. Yapılan basın açıklamasıyla, 7 Haziran’a kadar sürecek olan etkinliğin programını açıklayan Doğançayır Belediye Başkanı Kemal Ulukoca, tüm Eskişehir halkını etkinliklere davet etti. Her yıl Haziran ayının ilk haftası yapılan etkinliklerde; bu yıl paneller, müzik dinletileri, şenlikler ve anma töreni yer alıyor. Programda yarın akşam “Nâzım’ın şiiri ve gençlik hareketi” paneli sunulacak. Taşbaşı Kültür Merkezinde yapılacak olan panele, konuşmacı olarak, Filistin’den Halid Ebu Halid ve Suriye’den Ali Aklearsan katılıyorlar. 7 Haziran Cumartesi günü ise; Doğançayır Beldesi’nde “Nâzım Hikmet ve Kuvva-i Milliye Şehitlerini anma Töreni”nin yapılacağı etkinlik, geceye kadar süren şenliklerle sona erecek. (KÜLTÜR SERVİSİ)
***********************************************************
|
Orhan Kemal ve Nâzım Hikmet yaşıyor, yaşayacak!
Ölüm yıl dönümlerini geride bıraktığımız edebiyatın iki usta ismi; Orhan Kemal ve Nâzım Hikmet, cezaevi arkadaşı, usta-çırak ve iki yakın dosttu
2 Haziran işçi ve emekçilerin yazarı Orhan Kemal’in, 3 Haziran ise edebiyatımızın en büyük ustası Nâzım Hikmet’in ölüm yıl dönümü. Orhan Kemal’in kendi tanımıyla “Gerçek öğretmenim, ustam” dediği Nâzım Hikmet’in ölümünden 7 yıl sonra (birkaç saat farkla) aynı tarihte yaşamını yitirmiştir.
Orhan Kemal’in ve Nâzım Hikmet’in dostluğu 1940 yılında Bursa Cezaevi’nde kurulmuştur.
Orhan Kemal, 1969 yılında yazdığı “Yaşam ve Sanat Serüvenim” başlıklı yazıda, Nâzım Hikmet’i yayımlanmış çok etkin kitaplarından tanıdığını, Niğde’de askerlik yaparken talim aralarında ve hafta sonları Niğde şehrindeki içkili yerlerde şiirlerini yüksek sesle okuduğunu, karşı çıkanlarla tartıştığını ve tartıştıkları arasında yer alan siyasi sivil polislerin ihbarıyla askeri mahkemeye verildiğini ve 5 yıl ağır hapse mahkum edilerek cezaevine yollandığını ve bir-bir buçuk yıl sonra Bursa Cezaevi’nde Nâzım Hikmet’le tanıştığını anlatır.
“...Müthiş bir heyecan içindeydim. Defterler arası şiirlerimi ona gösterdim. Beğenmedi. Haklıydı. Bu şiirlerin hemen hepsi, şu ya da bu şairin etkisi altında yazılmıştı. İlk doğru dürüst edebiyat ve sanat kültürünü Nâzım’dan alıyordum. Bu kez Nâzım’ı tıpatıp taklite başlamıştım. Kızıyor, bundan kurtulmamı istiyordu ama ben bir şiir hastasıydım, mutlaka yazmalıydım...
...Bir gün çok eskiden yazdığım, bir kıyıda unuttuğum bir romanımı bulur. Okur, yer yer çok beğenir. Koşa koşa geldi. ‘Bunları sen mi yazdın?’ dedi. Korkarak ‘evet’ dedim. Dehşetli bir sevinçle ‘Aman kardeşim, bırak şiiri. Hikaye yaz, roman yaz’ dedi.
Bana Fransız, Rus, İtalyan hikaye ve romancılarının kitaplarını buldurdu. Okudum, bu suretle gerçekçi yolu kendime seçtim. Hikayeler yazıyordum artık. Nâzım yazdıklarımı sabırla dinliyor ve eleştiriyordu. Öyle an geldi ki Nâzım Hikmet’e gerek kalmadı. Çünkü bol ve zengin yaşantım vardı. Edebiyatımıza hiç girmemiş ‘fabrika’yı gayet iyi biliyordum. İşçilerin hayatı yabancı değildi. Konularımı buradan alınca ve aldığım konuları kendime has biçimde işleyip yayımlayınca üne kavuştum...”
Nâzım Hikmet, Orhan Kemal’e cezaevinde yaptığı öğretmenliği çıktıktan sonra da sürdürür. Mektuplarla her hikayesi üzerine düşüncesini yazmanın yanı sıra edebi eleştirilerinden başka, imla kuralları, dil bilgisi gibi teknik yöndeki eleştirilerini de sıralar. Sürekli yazmasını, Fransızcayı ihmal etmemesini öğütler.
Nâzım Hikmet, Orhan Kemal’i “iyi arkadaş, dost, mükemmel kardeş ve yaşatmasını bilen insan” olarak tanımlar. “Sen kafamın içinde pırıl pırıl insansın” diye tanımlar. Nâzım Hikmet, Orhan Kemal’e yazdığı bir mektupla, “Burda ressam berber İbrahim vardı ya resmi inanılmayacak, akla sığmayacak kadar ilerletti, çok gurur duyuyorum” diye yazar ve ekler:
“Büyük Türk halkı, nasıl bütün dünya halkları gibi yaratıcıdır ve nasıl sevilmeye, hayran olunmaya değer ve uğrunda gebermek en önemsiz iştir. Çalışmak lazım, yaşamak ve çalışmak ve dövüşmek.”
Orhan Kemal, ustası ve öğretmeni Nâzım Hikmet’in “Ben senin memleketimin en büyük muharrirlerinden biri olacağına eminim... İnsanların birçok taraflarını doğru olarak değerlendirmekte çok yanılmışımdır. Yanılmadığım bir şey varsa o da, bir insandaki sanat kabiliyetidir. Sende sanatkar yapısı, soluğu mükemmeldir. Sana doludizgin güveniyorum...” sözlerini boşa çıkarmamış ve edebiyatımıza önemli eserler vermiştir.
Bereketli Topraklar Üzerinde, 72. Koğuş, Murtaza, Gurbet Kuşları, Eskici ve Oğulları, Müfettişler, Ekmek Kavgası Grev, Kardeş Payı, Önce Ekmek gibi eserleri ile edebiyatımızda yer almıştır.
Nâzım Hikmet ise yüzyıllar boyunca unutulmayacak eserlerinin yanı sıra eleştirileri, destekleri ve öğretmenliğiyle ülkemiz ve dünya edebiyatına kattığı yeni değerlerle de unutulmayacaktır.
ORHAN KEMAL
|
Ödüller |
İlki 1972’de verilen (Yılmaz Güney, Boynu Bükük Öldüler ), her yıl yazarın ölüm yıldönümünde verilmek üzere, konulan “Orhan Kemal Roman Armağanı” ailesinin katkılarıyla düzenlenmektedir
| 1972 | Yılmaz Güney | Boynu Bükük Öldüler | |
| 1973 | Çetin Altan | Büyük Gözaltı | |
| 1974 | Sevgi Soysal | Yenişehirde Bir Öğle Vakti | |
| 1975 | Erdal Öz | Yaralısın | |
| 1976 | Vedat Türkali | Bir Gün Tek Başına | |
| 1977 | H.İzzettin Dinamo | Kutsal Barış | |
| 1978 | Fakir Baykurt | Karaahmet Destanı | |
| 1979 | Mehmet Başaran | Mehmetçik Memet | |
| 1980 | Adalet Ağaoğlu | Bir Düğün Gecesi | |
| 1981 | Verilmedi | ||
| 1982 | Rıfat Ilgaz | Yıldız Karayel | |
| 1983 | Orhan Pamuk | Cevdet Bey ve Oğulları | |
| 1984 | Tarık Dursun K. | Kurşun Ata Ata Biter | |
| 1985 | Mehmet Eroğlu | Issızlığın Ortasında | |
| 1986 | Yaşar Kemal | Kale Kapısı | |
| 1987 | Şemsettin Ünlü | Yukarı Şehir | |
| 1988 | Ahmet Yurdakul | Kahramanlar Ölmeli | |
| 1989 | Samim Kocagöz | Eski Toprak | |
| 1990 | Demir Özlü | Bir Yaz Mevsimi | |
| 1991 | Peride Celal | Kurtlar | |
| 1992 | Talip Apaydın | Köylüler | |
| 1993 | Tahsin Yücel | Peygamberin Son Beş Günü | |
| 1994 | Faik Baysal | Sarduvan | |
| 1995 | Necati Cumalı | Viran Dağlar | |
| 1996 | Erendiz Atasü | Dağın Öteki Yüzü | |
| 1997 | Yıldırım Keskin | Ölümü Bekleyen Kent | |
| 1998 | Kemal Bekir | Hücre 1952 | |
| 1999 | Ahmet Karcılar | Yağmur Hüznü | |
|
2000 |
Oktay Akbal | Tüm Eserleri | |
|
|
2001 |
Oya Baydar | Sıcak Külleri kaldı |
|
|
2002 |
Selim İleri | Bu Yaz Ayrılığın İlk Yazı Olacak |
|
|
2003 |
Erhan Bener | İlişkiler |
|
|
2004 |
İnci Aral | Mor |
|
|
2005 |
Adnan Binyazar | Ölümün Gölgesi yok |
|
|
2006 |
Hasan Ali Toptaş | Uykuların Doğusu |
|
BASIN AÇIKLAMASI | |||

