29 10 2010

KOMÜNİSTLER CUMHURİYET RESEPSİYONUNA NEDEN KATILMIYOR

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 87. Yılı kutlanırken en ilginç kutlama mesajı TKP’den geldi. TKP, Türkiye Cumhuriyeti’nin fiilen bittiğini iddia eden mesajında, cumhuriyet mücadelesinin kaybedildiği anlattı.

İşte TKP’nin “Yaşasın Cumhuriyet” başlıklı mesajı:

Türkiye Cumhuriyeti bitmiştir.

Türkiye Cumhuriyeti'nin bitiş süreci 12 Eylül 1980'de gerçekleştirilen faşist darbe ile birlikte başladı. Cuntacı generallerin ülke ekonomisini teslim ettiği Turgut Özal'ın önce Başbakanlık sonra Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturması, ardından çeteci Çiller-Ağar ekibinin ülkeyi kan gölüne çevirmesi bu sürecin önemli halkalarıydı. Yılların gericisi Süleyman Demirel'in yeniden sahne alması, tarikatların devlet desteğiyle hızla siyasallaşması, Milli Görüş geleneğinin marjinal olmaktan çıkması, Türkiye Cumhuriyeti'nin bitiş sürecinde rol üstlenen aktörlerin devamlılığını gösteren tarihsel olgulardır.

Kendilerini sosyal demokrat olarak adlandıran siyasi parti ve liderler, sağ partilerin politikalarına destek olarak ve sola umut bağlayan kitleleri oyalayarak sürece katkı koydular. Gelişmelerden rahatsızlık duyan devlet içindeki bazı odaklar da, sermaye sınıfı ve emperyalist ülkelere bağımlılıkları ve sola düşmanlıkları nedeniyle Türkiye Cumhuriyeti'nin tasfiyesi operasyonunun ekmeğine yağ sürdüler.

Türkiye Cumhuriyeti'ni bitiren sürecin son evresinin baş sorumlusu olan AKP, şu anda "Yeni Türkiye"nin de iplerini elinde tutmaya hak kazanmıştır.

12 Eylül'cü faşistlerden Tayyip Erdoğan'a, bu uğursuz sürecin kahramanlarını birbirine bağlayan, onların sola, emeğe, halka düşmanlıklarıdır. Cumhuriyete 87 yıl boyunca damga vuran sömürü düzenini yıkmak için mücadele eden, burjuva diktatörlüğünün devrimci bir müdahaleyle ortadan kaldırılması hedefini hiç gizlemeyen sola düşmanlığın Türkiye Cumhuriyeti'ni yıkıma götürmesi kimseyi şaşırtmamalı.

Son yıllarda "cumhuriyetin kazanımlarına sahip çıkma" iradesinin gerçek sahibi olarak ortaya çıkan komünistlerin, aynı zamanda sermaye egemenliğinin yıkılması için mücadeleye çağrı yapması da çok şey açıklıyor.

Cumhuriyet fikri bundan sonra ancak sosyalizmde hayat bulabilir.

1923'te kurulan cumhuriyet bir tarihsel ilerlemeydi. Cumhuriyetle birlikte egemenliğini pekiştiren burjuva sınıfı ile bu tarihsel ilerleme arasındaki ilişki başından beri tutarsızdı, zaman içinde bu ilişki tamamen koptu ve egemen sınıf, Türkiye Cumhuriyeti'ni pek içine sindirememiş olan emperyalist ülkelerle birlikte cumhuriyeti kemirmeye başladı.

Solun, bu kemirmeyi önemsememesi, cumhuriyetin emekçi halk için birer kazanım anlamına gelen ve gericilik tarafından ortadan kaldırılmaya çalışılan özelliklerine sahip çıkmaması düşünülemezdi bile.

Emperyalistler tarafından himaye edilip, gerici burjuvazi tarafından desteklenen sol görünümlü liberallerin şamatası sayılmazsa, başta komünistler olmak üzere Türkiye Solu, ilk günlerinden son evresine kadar "cumhuriyet" bayrağını onurla taşımış, o bayrağı kirleten sömürücü, işbirlikçi, gerici, faşist güruhtan bu ülkeyi kurtarmak için çaba harcamıştır.

Şimdilik başarısız olduğumuzu kabul ediyoruz.

Bu etabı kazanan Türkiye sağıdır, Türkiye gericiliğidir.

Türkiye Cumhuriyeti kemirile kemirile yok edilmiştir.

Sorun tek başına 1923'ün çok daha gerisine gidilmiş olması değildir, Türkiye geriye doğru, kaotik bir biçimde yuvarlanmaktadır. Serbest düşüşe geçen Türkiye'de halklarımızı bekleyen yıkım ve kırımdır.

Bundan kaçınmanın biricik yolu direnmek ve karşı hamle yapmaktır.

Gericiliği yeneceğimizden, cumhuriyeti eşitlik ve özgürlük bayrağı altında yeniden kuracağımızdan kimsenin kuşkusu olmamalıdır.

Yaşasın sosyalist Türkiye!

Yaşasın Cumhuriyet!"

Odatv.com

11
0
0
Yorum Yaz