EĞİTİM ve TAKLİT
28/9/2008 · Kategori: Inceleme-Arastirma
EĞİTİM ve TAKLİT
Eğitim – öğretimden ne anlıyoruz. Bu soruyu kendimize hiç sorduk mu? Bulduğumuz cevap bizi tatmin ediyor mu? Net bir cevap bulamadığımız içinde karşımızdakine sorarız.
Verilen cevaplar genellikle şöyle:
- Okuma yazma öğreniriz
- Kendi mektubumuzu kendimiz yazar, bize gelen mektupları kendimiz okuruz.
- Çağdaşlığı öğrenir çağdaş oluruz
- Muasır medeniyet üstüne çıkmak için okumalıyız.
- Okuyacağımız kitaplar yani dünya klasikleri adı verilen kitapları okuyarak, nasıl kültürlü bir insan olacağımızı öğreniriz.
- Okumuş bir insan olarak farklı bir kişilik ve farklı bir görünüm elde etmiş oluruz.
- Okumuş insan mensubu olduğu toplumun üstüne çıkmış, seçkinlere yakınlaşabilir.
Giyim ve dış görünüş değişmiş, ayna karşısında bu değişikliği görebiliyor. Fakat sırtını aynaya döndüğü zaman kafanın içindeki boşluk ruhsal dengesini bozuyor. Ne kadar sorgulasa da kendini rahatlatacak bir sonuca varamıyorlar. Bu durumda kişi ya kulağına fısıldanan sözlere kanıp kötü kişilerin peşine takılıp onların hizmetine giriyor veya okuduğu kitaplarda aklında kalanı kadarıyla çağdaşlığı ve medeniyeti taklit edip vaziyeti kurtarmaya çalışıyorlar.
Bana göre iki yolda insanı selamete götürmez.
Eğitim – öğretim aşamasında insana düşünmeyi öğretiyor muyuz? Tam tersi at gözlüğü takıp tek yönlü yönlendirmemi yapıyoruz. Bu tartışmalara girersek saatler, günler, hatta haftalar sürebilir. Gene bir sonuç alamayız. Yani laf ebeliği ile hiçbir sonuç alınamıyor.
Soru – cevap yöntemi ile sorular sorarak ve somut cevaplar alarak sonuca varabiliriz. Denemekte fayda var.
- Okula gitmekle okur – yazar oldu. Gazete, dergi, kitap okuyor. Entel laflar söyleyebiliyor. Çevresine bilgili, kültürlü seçkin biri olduğu veya onların çevresinde olduğu havasını yaratabiliyor.
Hava yapıyor. İyi güzelde. Ne iş yapıyor. Toplumun kabul edebileceği, saygı duyacağı bir iş yapıp geçimini sağlayabiliyor mu?
Sorularla derine inelim.
- Okudukça, ana babaya saygısı azalıyor mu, çoğalıyor mu?
- Kardeşlerine karşı sevgisi – saygısı azalıyor mu, çoğalıyor mu?
- Doğup büyüdüğü çevresine bakışı nasıl?
- Her geçen gün doğup büyüdüğü çevresi ile kaynaşıyor mu? Yoksa çevresini küçümseyerek mi bakıyor?
- Şehirde oturuyorsa, ev kadını olan anasının yaptıklarını küçümsüyor mu, yoksa gurur mu duyuyor?
- Esnaf olan babasının işinden mesleğinden bahsederken utanıyor mu, yoksa gurur duyarak gözleri parlıyor mu?
- Okurken meydana gelen aksaklıkların ve zorlukların sebebini birilerine mi yüklüyor?
- Ana, babası veya başkası ile çalışarak zorlukları yenmek için mücadele ediyor mu?
- İsyankâr mı oluyor?
- Yılgınlığa düşüp içine mi kapanıyor?
- Uyuşturucuya sığınmayı kurtuluş mu sanıyor?
- Ders diye okuttuğumuz kitaplar bu durumlardaki zorluklarına çare oluyor mu?
- Sorunların çözümünde kitaplar yol gösterici oluyor mu?
- Okuduğu kitaplar güzel konuşmayı çok laf etmeyi mi öğretiyor?
- Zorluklarını yenmeye faydası dokunuyor mu?
- Okuduğu kitaplar bir meslek öğretiyor mu?
- Verilen dersler meslek öğretiyor mu?
- Okuduğu kitaplar ve dinlediği dersler mesleğinde ve hayat mücadelesinde karşılaştıkları zorlukları yenmeye, çare bulmaya faydası oluyor mu?
Kişi kendisiyle baş başa kaldığı zaman:
- Okuduğum kitaplar ve dinlediğim dersler bana bir faydası olmadı mı diyor.
- O kitapları okumasaydım, o dersleri dinlemeseydim, bu mesleği ve beceriyi kazanamazdım veya karşılaştığım bu zorlukları yenemezdim diyebiliyor mu?
- Bu kadar yıl okula gittim. Bu kadar kitap okudum, toplum bana hak ettiği değeri vermiyor. İtibar ve saygı göstermiyor. Diye kendini kaf dağında mı görüyor.
- Bu kadar yıl okula gittim. Bu kadar kitap okudum. Kendime, aileme, çevreme ve mensubu olduğum topluma bir faydam dokunmadı, diye kendini eleştiriyor mu?
- Okudukça, mütevazi mi oluyor, yoksa her geçen böbürlenip ailesine, çevresine ve insanlara tepeden mi bakıyor?
- Aldığı diplomaya önem veriyor mu? Yoksa umursamıyor mu?
- Diplomadan bir fayda görüyor mu?
- Diploma için harcadığı emek ve zaman boşa mı gitti?
Bu çapraz sorulara olumlu cevap ve olumlu sonuç alınıyorsa, aldığı eğitim doğrudur, ezberci, taklitçi ve dayatmacı değildir. Kitaplar doğru, faydalı olmak için yazılmıştır. Kitaplar bilinçli seçilmiştir.
Eğer cevaplar olumsuz ve sonuçlar da olumsuzsa, verilen eğitim yanlış, ezberci, taklitçi ve dayatmacıdır.
Toplumu ilerletmez, geriletir.
Karakoçan’da en kısa zamanda çok amaçlı meslek okulları açılmalı.
Bu okulların devamı olan iki yıllık meslek yüksek okulu bu eğitimleri tamamlamalıdır. Meslek ve beceri kazandırmayan eğitim lüksüne sahip değiliz. Artık bunu fark etmeli ve yanlışta olduğumuzu kabul etmeliyiz.
Mustafa POLAT
Ziraat Yük. Müh.

