16 07 2011

EDEBIYAT DUNYASINDAN FIKRALAR

 

EDEBIYAT DUNYASINDAN FIKRALAR

Doktorlar kesin olarak ickiyi yasaklarlar Neyzen Tevfik e.  O gunlerde Peyami Safa ziyaretine gider.
Odanin kosesinde buyuk bir fici sarap gorunce sasirir tabii. Dayanamayip sorar,
- Bu ne ustad, hani sen artik icmeyecektin? Neyzen Tevfik istifini bozmaz:
- Ne yaparsin ogul, icmezsem kuvvetten dusuyorum.
- Peki ickinin ne faydasi oluyor?
- Olmaz olur mu? Mesela bu fici buraya geldiginde yerinden kaldiramiyordum. Ama simdi tek elimle bile kaldirabilirim!..
************************
Sirkeci Gari ndaki birahanede oturup demlenen Esref e, orada bulunanlardan biri,
- Ustadim, o guzel hicivlerinizin cogunda isim olmadigi icin kime yazildigini anlayamiyoruz, der.
- Hicivlerim numarasiz gozluk gibidir. Her rezile uyabilecegi icin isim belirtmiyorum!..
************
Macar sair Sandor Petofi, nehrin karsi kiyisina gecmek zorundaydi ama hic parasi yoktu. Sandalciya,
- Arkadas, dedi. Sana verecek param yok, ama istersen cok guzel bir ogut verebilirim.
Kayikci, kabul eder ve karsiya gecerler. Petofi, kiyiya adimini atar atmaz verir ogudunu:
- Bana yaptigini baskalarina yapma, yoksa ac kalirsin...
***********
Cervantes artik ihtiyarlamisti. Bir gun bir koy meyhanesinin onunde durup genc ve guzel meyhaneci kiza askini ilan etmeye basladi.
Kiz pek yuz vermedi tabii:
- Otuz yil once buradan gecmis olsaydiniz belki askiniza karsilik verebilirdim, dedi.
Cervantes gulumsedi once:
- Otuz yil �nce de gectim buradan. Ama o zaman annenize rastlamisim ve tipki sizin sozlerinizi soylemistim ben de ona...
*************
Meshur bir sigara tiryakisi olan Resat Nuri Guntekin e doktor ogut veriyordu:
- Sigara bir taraftan iyidir, bir taraftan fena...
Guntekin, doktorun sozunu kesti:
- Merak etme doktor, ben sigarayi yalniz bir tarafindan icerim.
*************
Bazi buyuk adamlarin dogduklari ya da yasadiklari evlerin uzerine, onlar oldukten sonra birer yazili levha koyma adetinden soz ediliyordu.
Florinali Nazim, Suleyman Nazife sordu:
- Ustad! Ben oldukten sonra kapima koyacaklari levhaya acaba ne yazarlar?
Suleyman Nazif, buyuk bir ciddiyetle su yaniti verdi:
- Kiralik Ev!..
*************
Ikinci Dunya Savasi nin ilk gunleriydi. Karpic Lokantasi nda bir politikaci ickinin de etkisiyle cosmustu:
- Su Hitler in, bizim politikacilarirnizdan nesi fazla?
Lokantada bulunan Ercument Ekrem Talu ickisinden bir yudum alip yanit verdi:
- Sadece H si...
*************
Halit Fahri Ozansoy bir ziyafete davet edilmisti. Ertesi gun Ercument Ekrem Talu ya rastladi. Talu takildi arkadasina,
- Dun gece nerelerdeydin yahu!
- Sorma kardesim, kendimde degildim.
Talu basini salladi:
- Kimbilir ne rahat etmissindir!
**************
Cagaloglu nda bir yaziya verilecek para konusunda cesitli yontemler, olcutler kullanilir.
Cogunlukla da yazinin sayfa sayisi degil de imzasi onemlidir yayincilar icin.
Vakit gazetesinde Hakki Tank ise satir hesabina gore odermis parayi.
Bir gun Ortac bu durumdan yakininca, Omer Seyfettin kikir kikir gulmeye baslar:
- Ah cancagizim, satirbasi yapmaktan anam agliyor.
*************
Celal Sahir Erozan, bir dost toplantisinda;
- Ben bir dulun ikinci kocasi olmak istemem, dedi.
Suleyman Nazif atildi hemen:
- Peki birinci kocasi mi olmak istersiniz?
***************
Ercument Ekrem Camlica da genis bahceli bir evde oturuyordu. Bir cuma gunu Yahya Kemal ziyaretine gitti.
Evi kolayca buldu ama kapidaki -Kopek vardir, dikkat ediniz- yazili levhayi gorunce irkildi birden:
- Eyvah, dedi. Iceriye ihtiyatla girmek lazim.
Once kapidaki cingiragi caldi kuvvetlice.
Gelen giden olmayinca ne olur, ne olmaz diye eline irice bir tas alip tedirgin adimlarla bahceye girdi.
En ufak citirtiya kulak kabartarak, eve dogru yururken bir tane daha gordu ayni levhadan.
Tedirginligi artti ama yurumeyi surdurdu. Ama o da ne?
Bir normal -Kopek vardir dikkat ediniz- levhasi daha! ..
Artik adim atacak cesareti kalmamisti.
-Ercument!.. Ercument!.. diye bagirmaya basladi.
Ama sesine ses veren olmadi...
Yahya Kemal cesaretini toplayip eve kadar yurumekten baska caresi kalmadigini anladi. Ihtiyati elden birakmayarak yurumeye basladi.
On bes-yirmi adim sonra evin kapisinin onunde buldu kendini.
O sirada da Ercument Ekrem bahcenin diger kosesinden cikageldi. Dostunu gorunce sevindi.
- Vay, safa geldin Yahya Kemal!..
- Safa bulduk azizim ama odum de patladi.
- Odun mu patladi? Sebep?.
- Daha ne olsun, her yanda levha asili. Bagli mi bari?
- Bagli mi? Aman Yahyacigim nasil kiyar da baglarim?
Ercument Ekrem, tam da o sirada evin arkasindan dolasip gelen yumruk kadar fino yavrusunu gosterdi:
- Bak!..
Yahya Kemal kopegi gorunce sasirdi:
- Ay! O levhalar bunun icin miydi?
- Degil mi ya, iki gozum? Zavalli yavrucagizi gormeyip ustune basarlar diye astim o levhalari!..
******************

Belediye Çayda Çıra heykelini yıktı

Kars'ta İnsanlık Anıtı'nın yıkılmasının ardından, Elazığ'da da AKP'li belediye de on yıllardır kentte bulunan Çayda Çıra heykelini yıktı.

Elazığ'da bulunan Çayda Çıra heykelinin AKP'li belediye tarafından yıkılması kentte tepki çekti. Bugün, Eğitim-Sen Elazığ Şubesi yöneticileri ve üyeleri, PTT Meydanı'nda bir basın açıklaması düzenleyerek heykelin yıkılmasını protesto ettiler.

Çayda Çıra Kavşağı'nda bulunan ve Elazığ'ın sembolleri arasında olan Çayda Çıra heykelinin yıktırılmasını protesto eden Eğitim-Sen üyeleri adına basın açıklamasını heykeli yapan sanatçı Nurettin Orhan'ın oğlu Uygur Orhan okudu.

Orhan açıklamada "Çayda Çıra Elazığ'dır, Elazığ Çayda Çıra'dır. Sizler bu heykeli yıkmakla büyük bir öyküyü, bir aşk öyküsünü yıktınız. Sizler bu heykeli yıkmakla, büyük bir efsaneyi yıktınız" dedi.

Orhan Çayda Çıra heykelinin yıkılması ile "Ucube heykel" tartışması arasındaki bağlantıya dikkat çekerek, aynı zihniyetin Elazığ'da işbaşında olduğunu vurguladı:

"Elazığ'ın Çayda Çıra'sı; üretici köylülüğün simgesi, halkın bağrına bastığı kültürel bir anıtın yok edildiği bir günde yaşıyoruz şu an. Bu dramatik olayı protesto ediyor ve yetkililerden yanıt bekliyoruz. Nasıl 'Ucube heykel' diye 'başı tez vurula' nidalarıyla, emriyle insanlık anıtını yıkan zihniyet ve bu zihniyetin hayaleti, bu gün burada dolaşıyor. Halkın sevdiği, halkla bütünleşmiş, düğün konvoylarının çevresini dolaşmadan geçmediği, bir semt adı gibi, minibüslerde taksilerde adres olarak tarif edilen ve böyle tarihe geçen, belleklere kazınan, gazetelerde, internette, kartpostallarda ve internet sitelerinde görüntüleri kullanılan bu heykel, halk yaşantısının, halk yaşantımızın figürleşmiş heykeli artık yok."

"Bu vandalizmi kınıyoruz"
Uygur Orhan okuduğu açıklamada, sanat düşmanlarına seslenerek vandalizmi ve yıkım kültürünü kınadıklarını söyledi:

"Biz onları tapmak için yapmadık. Bir güzellik olsun, halkın estetik beğenileri gelişsin, halk yararlansın diye yaptık. Şu an parçalanan anıtın figürleri nerede? Bilmiyoruz. Bu anıtın akıbeti hakkında valilikten, belediyeden ve Karayolları Bölge Müdürlüğü'nden haber bekliyoruz. Buradan sanat düşmanlarına, bu vandalizmin ekmeğine yağ sürenlere sesleniyoruz. Bu heykeli yıkmakla sadece sakalımızı kestiniz. Biliyoruz ki kesilen sakal daha gür çıkar. Bu yapıtları, sanat düşmanlarına, vandalistlere, rant kaygısına yem etmeyeceğimizi ve bunun takipçisi olacağımızı buradan bildiriyoruz. Sanat her yıkılışta yeniden doğar. Bu vandalizmi, yıkım kültürünü kınıyor, Elazığ halkının belleğine ve duyarlılığına güveniyoruz. Çayda Çıra Elazığ'dır, Elazığ Çayda Çıra'dır. Sizler bu heykeli yıkmakla bir büyük öyküyü, bir aşk öyküsünü yıktınız. Sizler bu heykeli yıkmakla, büyük bir efsaneyi yıktınız."

Elazığ'ın simgesi olmuştu
Çayda Çıra heykeli, Elazığ'da 1984-89 döneminde Anavatan Partili Belediye Başkanı Mustafa Temizer tarafından Elazığlı ressam ve heykeltıraş Nurettin Orhan'a yaptırılmıştı. Heykel, Elazığ'ın Malatya güzergahı üzerinde bulunan Çayda Çıra Kavşağı'nda bulunuyordu. Heykel, AKP'li Belediye Başkanı Süleyman Selman tarafından dün yıktırılmıştı.

(soL-Haber Merkezi) 

 


 

32
0
0
Yorum Yaz