'Allah’ın Kızları’na Takipsizlik

21/8/2008 · Kategori: Inceleme-Arastirma

Allah’ın Kızları’na takipsizlik
Yayınlanma: 9 Ağustos, 2008

Nedim Gürsel kararı NTVMSNBC’ye şöyle değerlendirdi: “Fanatik dinciler, kitabın yasaklanmasını da talep ediyorlardı. Dosyada o da vardı. Tam tersini elde ettiler. Yani kitap yasaklanmadı, yazarı hakkında açılan soruşturma takipsizlikle sonuçlandı. Bu arada kitap yeniden basıldı. 20 bin satış rakamına ulaşmıştı, 3 bin adet daha basıldı. Ve yeniden en çok satan kitaplar listesine girdi.” Gürsel takipsizlik kararına sevinmekle birlikte, “Bu yazarı madem ki yasalar cezalandırmıyor, biz cezalandıralım gibi bir eğilime inşallah girmezler. Öyle bir endişem de var” sözleriyle endişesini dile getirdi.

 

OLUMSUZ TEPKİ GÖSTERENLERİN HİÇBİRİ ROMANI OKUMAMIŞLARDI
Allah’ın Kızları romanıyla ilgili şikayet üzerine Temmuz ayında Şişli Cumhuriyet Savcılığı’nca T.C.K’nın 216. maddesi gereği soruşturma başlatılmıştı. Yazar Nedim Gürsel, “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” suçundan soruşturma açılmasının ardından yaptığımız görüşmede duygularını, “Bu konudan üzüntü duydum ve şaşırdım. Türkiye’de bu konuda çok yol alındığını zannediyordum... Şimdi kafamda bir soru işareti uyandı. Çünkü din de eleştirilebilir. Böyle bir özgürlüğümüz var. Teokratik bir devlette yaşamıyoruz, laik bir cumhuriyette yaşıyoruz. Ancak Allah’ın Kızları’nın amacı dini eleştirmek değildi” sözleriyle dile getirmişti.

Nedim Gürsel takipsizlik kararının ardından NTVMSNBC’ye şu açıklamayı yaptı:

“Olumsuz tepki gösterenlerin hiçbiri romanı okumamışlardı. Allah’ın Kızları adına takılarak tepkilerini dile getirdiler. Bazıları suçlamanın ötesinde tehdide kadar varan tepkilerdi. Ben de birkaç yerde Hz. Muhammed’in Hira dağında Cebrail’e yaklaştığında Cebrail’in ona söylediğini söyledim: ‘İkra’, yani ‘Oku’ diyor Peygamber’e. ‘Önce okuyun sonra tepki gösterin’ dedim ama fazla bir yarar sağlamadı. Çünkü dinci basında ‘Küstah yazara dersi verilmeli’ gibi sert yazılar çıktı.”

Gürsel’e soruşturmayı yürüten savcının kitabı okuyup okumadığını da soruyoruz:

SAVCIDAN KİTABI OKUMASINI RİCA ETTİM
“Henüz okumamıştı. Ben sözlü ifade ile yetinmeyerek ayrıntılı yazılı bir ifade verdim; dört sayfalık uzun bir metin. Ve savcıdan da kitabı okumasını rica ettim. Umuyorum bu arada kitabı okumuştur ve takipsizlik kararı vermesinde etkili olmuştur.

SANSÜRCÜLER AMACINA ULAŞAMADI
“Fanatik dinciler, kitabın yasaklanmasını da talep ediyorlardı. Dosyada o da vardı. Tam tersini elde ettiler. Yani kitap yasaklanmadı, yazarı hakkında açılan soruşturma takipsizlikle sonuçlandı. Bu arada kitap yeniden basıldı. 20 bin satış rakamına ulaşmıştı, 3 bin adet daha basıldı. Ve yeniden ‘çok satan kitaplar’ listesine girdi. Buradan şu sonucu çıkarıyorum. Bu da olumlu. Hem kitap daha fazla duyuldu, hem de sansürcüler hoşgörüsü olmayan insanlar amaçlarına ulaşamadı. Tam tersi bir sonuç aldılar.

216. MADDE DE BU VESİLEYLE BELKİ TEKRAR TARTIŞILIR
“Bu yazarı madem ki yasalar cezalandırmıyor, biz cezalandıralım gibi bir eğilime inşallah girmezler. Öyle bir endişem de var. Vakit gazetesinde çıkan yazı çok saldırgan ve hedef gösteren bir yazıydı. Bu ülkede yasalar var ve TCK: 216. madde alenen dinsel değerleri aşağılayan kişilerin 6 aydan 1 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılmasını öngörüyor. 216. madde de bu vesileyle belki tekrar tartışılır ve başka bir ifadeyle ceza yasasında yer alır. Çünkü laik bir Türkiye’de böyle bir maddenin olması açıkça beni şaşırttı. Ben tabii bilmiyordum. Allah’ın Kızları hakkında soruşturma açıldıktan sonra böyle bir maddenin varlığından haberdar oldum.”

Gürsel, yerli ve yabancı basında yer alan haberlerin takipsizlik kararı verilmesinde etkili olduğunu düşünüyor.

BASINDA ÇIKAN YAZILAR CAYDIRICI BİR ROL OYNADI
“Bir yazar, romanı için AB’ye aday bir ülke olan Türkiye’de soruşturmaya uğramamalıydı. Ne var ki, düşünme özgürlüğünün sınırları burada ortaya çıkıyor. Tabii ki savcının takipsizlik kararı vermesi çok olumlu. Bunda basının da kesin, önemli bir rolu oldu. Çünkü biz mahkemenin açılacağını tahmin ediyorduk. Basın destek çıktı, özellikle bazı köşe yazarları; Engin Ardıç, Hasan Cemal, Derya Sazak gibi... Beni destekler nitelikte yazılar yayınladıkları için sanıyorum caydırıcı bir rol oynadı bunlar. Onların desteği ve özellikle yabancı gazetelerin desteği, Le Monde, El Pais, Liberation’da çıkan yazılar sayesinde umarım bu iş bir dava açılmadan sonuçlanır.”

Yazar, Allah’ın Kızları’yla ilgili soruşturma açılmasının üzerinde baskı yaratıp yaratmadığı sorusunu şöyle yanıtlıyor:

AKILCI DÜŞÜNCE DİNİ ELEŞTİREBİLİR
Açıkçası baskı hissettim. Hissetmedim desem doğru olmaz. Ne yazık ki Türkiye’de bazı tabular var. Tabii din de bu tabulardan biri. Oysa akılcı düşünce, dini eleştirebilir. Bu aydınlanma çağında, 18. Yüzyıl’da, Fransa’da başlamış bir şey. Biz hala bunu kesinlikle kendi hayatımızda hoşgörüyle karşılayamıyoruz. Tabii Allah’ın Kızları’nın meselesi dini eleştirmek değil. İslam’ın doğuşunu anlatmak ve inancı sorgulamak. İslam’a hem içten bir bakış hem dıştan bir bakış. Beni ilgilendiren aslında bu yapıyı kurabilmek ve İslam’ın doğuşunu anlatmaktı.

 

http://www.ntvmsnbc.com/news/455693.asp

KİTAPTAN PASAJLAR


GÖKYÜZÜNDE YILDIZ KAYDI

... Muhammed Mustafa doğduğunda gökyüzünde bir yıldız kaydı. Sonra bir tane, bir tane daha kaydı. Derken yıldız yağmuruyla aydınlandı çöl gecesi, dişi develerin memeleri sütle doldu. Ukaz panayarında Araplar’a bir nebi gönderildiğini haber veren Kuss bin Saide kızıl devesinden inip Kabe’nin yolunu tuttu. Hayber’de bir Yahudi kahin, yıldız yağmurunun ardından peygamberliğin kendi kavminden Mekke’de doğana geçeceğini anlayıp kahroldu. Kureyşli haniflerden Varaka bin Nevfel, Osman İbnü’l-Huveyris, Ubeydullah bin Cahş ve Zeyd bin Amr, bundan böyle hak dinin yeni doğanla geleceğini sezip Yüce Varlık’ı Suriye’de aramaktan vazgeçtiler.

SEVGİSİZLİK KORKUSU

... Hatice’yi yitirmekten korkuyordu evet, ama
korunmasız ve sevgisiz kalmaktan daha çok korkuyordu. Yine de yalnızlığı, belki başka bir macerayı özlüyor, ne var ki çocukluğunda yaşadığı o boşluğa yeniden düşmek, o karabasanı bir kez daha yaşamak istemiyordu. Yalnızlık yeni bir kimlik kazandırmıştı ona, üstelik bilinmeyenin, nicedir düşlediği, hayalinde besleyip büyüttüğü o büyük sırrın kapısını da açmıştı. Geçmişte kalan babanın yokluğundan da öte bir başka koruyucu gücün etki alanına girmesini sağlamıştı. Kendisi seçmemiş, belki bu durumu gerçekte hiç istememiş, ama seçilmişti. Evet seçilmişti, ama mağaradaki o karşılaşmadan, o büyük sarsıntıdan bu yana ne bir gelen vardı ne bir ses veren.

ALLAH TESELLİ ETTİ

... Amcaları başta olmak üzere tüm yakınlarını İslam’a çağırdı, uyardı, korkuttu, tehdit etti ama ikna edemedi Muhammed. Öylesine kırıldı, öylesine üzüldü ki, Allah kendisini bu kadar üzmemesini buyurdu bir ayetinde. Zaten hep böyle oluyor, Kureyşlilerle, özellikle de onu dışlayan, alay eden, korumasını üzerinden kaldırması için Ebu Talib’e baskı yapan amcası Ebu Leheb’le çatıştığında Allah devreye giriyor, ona yalnızca yol göstermekle kalmayıp teselli ediyordu. Böylece sürdürebiliyordu görevini. Mekke dağlarındaki taşlardan daha sabırlı, çok daha dayanıklıydı. Ama onun sözünü dinleyip doğru yola girecekleri yerde taşlardan vazgeçmiyorlardı bir türlü. Yolculukta dört taş bulsalar üçüyle ocak kurup dördüncüsüne tapıyorlardı.


Peygamber olmadan önceki hayatı nasıldı?

Hz. Muhammed’in peygamberlik öncesindeki hayatını anlatan kitap, ‘Muhammedü’l-Emin’ adıyla yayımlandı. Kitapta, Hz. Muhammed’in doğumu, gençliği, ticaret hayatı, seyahatleri, Hz. Hatice ile olan evliliği ve bu evliliğindeki aile reisliği yer alıyor.

AA
Güncelleme: 18:24 TSİ 21 Ağustos 2008 Perşembe

İSTANBUL - Son peygamber Hz. Muhammed’in peygamberlik öncesindeki doğumunu, gençliğini, evliliğini anlatan kitap, ‘Muhammedü’l-Emin’ (Güvenilir Muhammed) adıyla yayımlandı.
Haberin devamı

Süleymaniye’deki Darüzziyafe’de düzenlenen basın toplantısıyla tanıtılan kitabın yazarı Casim Avcı, İslam tarihinin dünya tarihi, kültürü ve medeniyeti açısından zaman, mekan ve tesir bakımından önemli olduğunu kaydetti.

Hz. Muhammed’in doğumundan ölümüne kadar dönemi anlatan çok sayıda kitap bulunduğunu ancak bu kitapların ağırlıklı olarak Hz. Muhammed’in peygamberlik sonrasındaki dönemini anlattığına işaret eden Avcı, “Bizim gözler önüne sermek istediğimiz nokta, peygamberimizin doğumu, çocukluk dönemi, gençliği, ticaret hayatı, seyahatleri, Hz. Hatice ile olan evliliği ve bu evliliğindeki aile reisliğidir” diye konuştu. Avcı, şunları kaydetti:
“Özellikle bu dönemi tercih edişimizin nedeni, peygamberimizin örnek kişiliğinin vahiy sonrasında olduğu gibi öncesinde de ifadenin bütün anlamlarıyla gerçekleştiğini görmek ve göstermekti. Onun çocukluğunu, gençliğini, yaşadığı toplumun iyi ve kötü hasletlerine karşı tavrını, eşiyle, akrabalarıyla ve komşularıyla ilişkisini, yoksula yardımını, haksızlığa karşı duruşunu, ticaretteki dürüstlüğünü ve iyi bir kul ve insan olmanın evrensel şartlarını kavramak amacımız.”

GÜVENİLİR MUHAMMED

Cahiliye döneminde yaşayanlar tarafından Hz. Muhammed’e “Muhammedü’l-Emin” yani güvenilir Muhammed adının verildiğini anlatan Avcı, “Peygamber efendimize böyle bir dönemde putperestler tarafından verilen bu ismi kitabın ismi olarak kullandık. Kitabın vurgusu ‘emin’dedir” diye konuştu.

Kitabın editörü Ömer Türker de kitapta, Hz. Muhammed’in peygamberlik öncesindeki insanlarla daha fazla irtibat kuran yönünün ve Hz. Muhammed’in iyi bir insan ve kul olduğunun anlatıldığını kaydetti.

Kitabın yayıncısı Hayykitap Genel Yayın Yönetmeni Rauf Baysal ise kitabın bugünü çok yakından ilgilendirdiği için önemli olduğunu bildirdi.

 
http://www.ntvmsnbc.com/news/456936.asp

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

0 yorum yazılmıştır

« Önceki :: Sonraki »