30 03 2012

4+4+4'e neden karşıyız? Ne istiyoruz? / Berna Tezcan

 

4+4+4'e neden karşıyız? Ne istiyoruz?Berna Tezcan

 

 

AKP hükümetinin eğitimde "4+4+4" yasa teklifi büyük tepkilere neden oluyor. CHP başta olmak üzere Kemalistler sorunu sadece din bağlamında ele alıyor. Oysa bu yasa tasarısı çocuk emeğinin sömürüsü başta olmak üzere eğitimi piyasanın ihtiyaçlarına göre şekillendiriyor ve birçok başka sorunu da getiriyor. Eğitim-Sen üyesi Berna Tezcan, "4+4+4"ün getireceklerini, pek de konuşulmayan yanlarıyla birlikte ele alıyor:

Hükümetin zorunlu eğitimi 12 yıla çıkaracak olan yasa tasarısı, birçok tartışmayı da beraberinde getirdi. 4+4+4 ile 28 Şubat'ta getirilen 8 yıllık eğitim kesintiye uğrayarak imam hatip ve meslek okullarının orta kısımlarının tekrar açılacak olması, aynı zamanda çocuk gelinler ve çocuk işçiler sayısındaki artışlarbu tasarının en çok tartışılan kısımları.

28 Şubat darbesi ve eğitim

28 Şubat darbesinin hemen ardından "yükselen şeriatçı hareketin önünü kesmek" gerekçesiyle apar topar çıkarılan 8 yıllık kesintisiz eğitim sisteminde: 

- İmam hatiplerin ve sanat, spor, fen dallarında eğitim veren meslek okullarının orta kısımları kapatılmış, ilk ve orta kısımların birleştirilmesiyle 14-15 yaşındaki ergenlerle 4 yaşında çocuklar aynı binalara sıkıştırılmıştı.

- Okul olmayan köylerde ve küçük yerleşim birimlerinde taşımalı eğitim başlamış, orta kısımların kapatılmasıyla öğretmenler norm kadro fazlası olmuş, okullaşma oranı düşmüş, sınıflar kalabalıklaşmıştı.

- Ders kitapları ve eğitimdeki bazı uygulamalar milliyetçi, militarist, cinsiyetçi, ayrımcı ve ezberci çizgi devam etmişti.

- Eğitim emekçilerinin özlük hakları ve ücretlerinde hiçbir iyileştirme yapılmamış, aksine iş yoğunluğu artırılmıştı. Bu saydıklarımız 8 yıllık kesintisiz eğitiminin getirdiği sonuçlardan bazıları.

Tartışmanın bağlamı

4+4+4 tasarısıyla getirilmek istenen zorunlu eğitim ise üç kademeye ayrılıyor. 4 yıllık birinci kademede herkes aynı eğitimi alıp, temel derslere girecek. İkinci kademede ise mesleğe yönlendirme adı altında seçmeli dersler başlıyor. Bu kademede zorunlu din dersinin yanı sıra Arapça, Fıkıh ve Kur'an ve diğer seçmeli dersler bakanlık tarafından belirlenecek. Bu değişikliğin Başbakan'ın "Dindar bir nesil yetiştirmek istiyoruz" sözlerinin hemen arkasından gerçekleşmesi de tartışmaları daha çok din bağlamında sürmesine neden oldu.

Sorunlu yasa tasarısı

Herkesin dilediğince özgür bir şekilde eğitim alması önemli. Ancak bu eşit ve demokratik şekilde olursa anlamlı. Hükümetin Alevilerin "zorunlu din dersinin kaldırılması", Kürtlerin "anadilde eğitim" gibi taleplerini göz ardı etmesi, sendika ve sivil toplum örgütlerinin görüşlerini almaması ve mesafeli durması, bu yasa tasarısını daha baştan sorunlu ve tartışmalı hale getiriyor. Ayrıca devlet din eğitiminde ya bütün dinlere eşit mesafede durmalı ya da din eğitiminden tamamen elini çekmelidir.

Dünyadaki durum, yasayla gelen uygulama

Dünyadaki eğitim sistemine baktığımızda genelde 12 yıllık olan zorunlu eğitim süreci üç basamaktan oluşmakta: İlköğretim, ortaöğretim birinci kademe ve ikinci kademe. İkinci Kademede daha çok yükseköğretime hazırlayacak seçmeli dersler var. Ayrıca meslek okullarına yönlendirme yapılıyor. Meslek eğitimine başlama yaşı hemen hemen her ülkede 16-17-18 yaş arası değişiyor.

Yeni tasarıda mesleğe yönlendirme yaşı 10 olacak. Bu yaştaki bir çocuğun geleceğini belirlemesi mümkün değil; bu pedagojik olarak yanlış. İkinci kademede yatay geçiş hakkı verilmekte. Ancak bu da öğrencilerin uyumunu bozarak eğitim sürecini aksatabilir. Öğrenci kendi karar veremezse, ailesi onun yerine karar verecek. Bazı aileler ise bu tercihin devlete değil, kendilerine bırakılmasını daha doğru buluyor.

Öğrencinin değil piyasanın ihtiyaçları için

Buradan devam edersek: Mesleki eğitimin erkene çekilmesiyle ucuz iş gücü büyüyecek. Orta ölçekli işletmeler çıraklık yaşının yükseltilmesiyle piyasadaki kalifiye elemanın azaldığını soyluyor. Bu yasayla daha çok genç yaşta çırak ucuz emek gücüyle üretime katılacak. Ayrıca meslek okulu açan patronlara öğrenci başına para aktarılacağı devletin mesleki eğitimden kademeli olarak çekileceğisöyleniyor. Piyasanın ihtiyacına göre "eğitim reformu" tasarlanıyor.

Çocuk gelinler

8. sınıf sonrası getirilen açık öğretim sistemiyle 12 yıllık zorunlu eğitim, dışarıdan bitirilecek. Bu madde ile çocuk gelinlerin sayısının artmasıkolaylaşıyor. Türkiye'de bugün çocuk gelinlerin sayısının yüzde 30'larda olduğu söyleniyor. Ancak 8 yıllık kesintisiz eğitim de bu oranın düşmesinde bir önlem olamamış. 4+4+4 ise bu artışı daha da kolaylaştıracak.

Yoksulları vuracak

Bu madde bir taraftan en çok yoksulları vuracak. Okul masraflarından kaçmak isteyen milyonlarca yoksul işçi ailesi, çocuğunu açık öğretim sistemi ile okutmaya çalışacak. Birçok öğrenci piyasada ucuz işgücü olarak çalışmak zorunda kalacak.Bu madde ile devletin sırtındaki yük hafifliyor. Hem de herkesin 12 yıllık zorunlu eğitimi almasını kolaylaştırarak eğitim seviyesini yükseltiyor.

Eğitim Bakanı Ömer Dinçer de bir röportajında "Dünya genellikle toplum eğitim seviyesini yükselterek onun içerisinden seçilmiş üzerine rekabet kurmaya başlıyor. Bu yüzden eğitim esnekleştirilmeli." diyerek rekabetçi kapitalist sistemde ayakta durabilmek ve bu ülkelerle yarışabilmek için, bu reformun şart olduğunu kendisi açık açık söylüyor!

Okul öncesi eğitim

4+4+4'te okul öncesi eğitimin zorunlu eğitime alınmaması büyük bir eksiklik. Yapılan araştırmalar okul öncesi eğitimi alan ve almayan çocukların gelişimlerinde belirgin farklılıklar olduğunu kanıtlamakta. Okul öncesi eğitimin zorunlu hale getirilmesi sınıf, öğretmen, araç-gereç, yardımcı personel vs. demek. Tüm bunlar ise ciddi bir kaynak gerektiriyor. Okul öncesi eğitimin kapsam dışı bırakılması bile tek başına bu tasarıyı reform olmaktan çıkartıyor.

Değişiklik yürürlüğe girdikten sonra 5. sınıf okutan bütün öğretmenler norm fazlasıhaline gelecek bakanlık tarafından başka görevlerde görevlendirilecek.

Okullaşma oranı artacak mı?

Ayrıca bu tasarıyı hazırlayanların en iddialı maddesi olan ilkokul ile ortaokulun fiziksel olarak ayrılacağı.Çok mümkün gözükmüyor çünkü okullaşma oranı düşük. Okul olmayan mahallelerde, ilkokul ve ortaokuldaki öğrencilerin birlikte okumaya devam edileceği söyleniyor. Ne zaman okul yapılırsa o zaman bu ayrışma olacak. Sonu belli olmayan bir macera gibi.

Piyasaya değil halk için reform

Kürtlerin, Alevilerin, Ermenilerin ve azınlıkların, eğitim emekçilerinin ve sivil toplum kuruluşlarının görüşleri de dikkate alınmalı, talepleri karşılanmalıdır. Ders kitapları ayrımcı, cinsiyetçi, milliyetçi ve militarist söylemlerden arınmalı. Sadece ders kitaplarından çıkarılmamalı, okullardaki uygulamalara da son verilmelidir.

Ezberci eğitim terk edilmeli, onun yerine araştıran, sorgulayan, eleştiren, bilimsel bir eğitim politikası izlenmelidir. Eğitim emekçilerinin ve okullarda çalışan tüm personelin maaşları ve özlük hakları düzeltilmeli okulların sayısı artırılmalıdır. Öğretmen açığını kapatmak için mezun olan binlerce öğretmen adayı kadroya alınmalıdır. Okul öncesi eğitim mutlaka parasız tüm çocuklara devlet tarafından verilmelidir.

Saymakla bitiremeyeceğimiz taleplerin karşılanması için eğitime ayrılan kaynaklar artırılmalıdır. Biz biliyoruz ki bu ülkede yıllardır bütçeden en çok pay, savunma bakanlığına aktarılıyor. 4+4+4 de bu talepler görmezden gelmeye devam ediyorlar. Eğitime kaynak ayrılmadığı sürece yapılan düzenlemeler bir şey ifade etmiyor.

Berna Tezcan

27 Mart 2012

59
0
0
Yorum Yaz